Kalp Çarpıntısı

4 Tem 2017 Apex Cerrahi

Kalbin hızlı ve düzensiz attığı anları hemen hemen herkes hayatı boyunca bir ya da birkaç kez yaşamıştır. Çoğunlukla masum sayılabilecek bu çarpıntılar bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabilir.

Kalp çarpıntısı olan kişiler ayrıntılı olarak değerlendirilmeli

Çarpıntı şikayeti olan kişilere genellikle aritmi tanısı konulmaktadır. Aritmi, kalbin ritim bozukluğu durumudur. Kalp ritim bozuklukları devamlı veya ara sıra hissedilen bir durum olabilir. Bu yüzden çarpıntı şikâyeti olan hastaların ayrıntılı bir kalp muayenesinden geçmeleri önerilir. İlk aşamada EKG(Elektrokardiyografi) çekilerek önı tanı konulabilir. Çeşitli  kan tetkikleri yapılır. Kalbin, ultrasonografi olarak görüntülendiği EKO ile kalbin ve kapaklarının yapısında bir hastalık olup olmadığına bakılabilir. Sürekli çarpıntısı olmayan ara ara yakınmaları olan hastalarda ise 24 saatlik EKG kaydını alan HOLTER cihazları ile takip etmek gerekebilir. Bununla günün herhangi bir saatinde olan ritim bozukluğu kaydedilerek, var ise hastalığın tanısı konulabilir.

Kalp çarpıntısına sebep olan bazı faktörler

  • Fazla miktarda kahve, kola veya çay,
  • Kansızlık, kalp problemi,
  • Tiroit,
  • Diyet hapları, depresyon haplarının fazla kullanılması,
  • Kadınlarda menopoz öncesi dönem,
  • Vitamin eksikliği,
  • Çok efor isteyen ve uzun süreli çalışmalar ve bu yoğunluğun kanıksanarak normalleşmesi,
  • Düşük kan şekeri gibi durumlar kalp çarpıntısına neden olabilir.

Bayılma gibi şikayetler de görülüyorsa…

Ekstrasistol, hastaların tek atımlık olarak hissettiği çarpıntılardır. Bunun için stresten uzak durmak, çay ve kahve tüketimini azaltmak yeterli bir önlem olacaktır. Ancak bayılma gibi şikayetlerle birlikte çarpıntı da varsa hastalarda daha önemli ritim bozuklukları saptanır. Bazı kalp çarpıntıları hayati tehlikeye bile neden olabilir. Bu durumda ilaç tedavisi yanı sıra EPS (elektrofizyolojik) ve ablasyon tedavileri de uygulanabilir. EPS işlemi, kasık bölgesindeki damardan girilerek göğsün içine yerleştirilen kablolar aracılığı ile kalbin elektriksel aktivitesi hakkında bilgi edinmek için yapılan girişimsel bir işlemdir. Ablasyon ise EPS’nin ileri aşaması olarak farklı bir yöntemle radyofrekans (RF) dalgalarını kullanarak oluşan ısıyla kalp ritim bozukluğunun kaynaklandığı dokuları ortadan kaldırır. Diğer bir yöntem ise kriyoablasyondur; kalpte ritim bozukluğuna neden olan odakları dondurarak ortadan kaldırılması için uygulanan bir yöntemdir.

Tüp Bebek için Öneriler

4 Tem 2017 Apex Cerrahi

Çocuk sahibi olmak için tüp bebek denemesi yapan çiftler, gebelik elde edilmediğinde hayal kırıklığı yaşayarak tedaviyi tamamen bırakabiliyor. Ancak tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında, buna neden olan etkenlerin belirlenmesi ile ileri tetkik ve modern uygulamalar sayesinde bebek sahibi olunabiliyor.

Yumurta kalitesini artırmaya yönelik yaklaşımlar fayda sağlıyor

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı, art arda 3 tüp bebek tedavisi sonrasında gebeliğe ulaşılamaması durumudur. Gebeliğin elde edilememesinde karşılaşılan en sık sorun, çiftlerde herhangi bir sorun yokken iyi bir embriyo gelişememesidir. Her hastanın standart protokollere, daha önceden kestirilebilen aynı cevabı vermesi mümkün değildir.  Bu nedenle protokol ve ilaç değişiklikleri ya da destek tedaviler ile yumurta kalitesini artırmaya yönelik yaklaşımlar daha iyi embriyo elde edilmesini sağlamaktadır.

Miyom, polip veya rahim zarında yapışıklık olduğunda ön tedavi şart

Tedavilerde gebelik oranlarının yüksek olması için rahim zarı kalınlığının en az 7-8 mm olması gerekmektedir. 7 mm altındaki kalınlıklarda gebelik şansı belirgin olarak düşmektedir. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında rahim zarı detaylı olarak incelenmelidir. Gerekirse ilaçlı rahim filmi tekrar çekilmeli, mümkün ise 3 boyutlu ultrason ve histeroskopi ile rahim zarı değerlendirilmelidir. Eğer yapılan tetkiklerde miyom, polip veya rahim zarında yapışıklıklar saptanırsa mutlaka tedavi edilmelidir. Ayrıca ilaçlı rahim filminde veya ultrasonda yumurta kanallarında sıvı toplanması görüldüğü takdirde, yeni bir deneme öncesi bu yumurta kanalı çıkarılmalı veya bağlanmalıdır.

İlerleyen teknoloji ve yüksek deneyim her soruna çözüm sunuyor

Rahim ile ilgili tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında pek çok yönteme başvurulabilmektedir. Bunlar arasında, rahim zarına tedavi öncesi biyopsi yaparak tutunmayı artırmak ve rahim zarını transfer öncesi bazı uyarıcı moleküller ile yıkayarak tutunmayı arttırmak gösterilebilir. Embriyo ile ilgili faktörler göz önüne alındığında ise tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında ise; 5. gün embriyo transferi, embriyo kültürü ve embriyonun kalın kısmının inceltilmesine başvurulur.

Genetik anormallikler tutunmaya engel olabiliyor

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde diğer incelenmesi gereken bir konu da çiftlerin kanından bakılacak olan genetik incelemelerdir. Çiftlerde olabilecek çeşitli genetik anormallikler gelişen embriyonun tutunmasını engelleyebilmektedir. Bu gibi durumlarda embriyolara yapılacak genetik inceleme ile sağlıklı embriyoların rahime yerleştirilmesinden yararlanılmaktadır.

Detaylı inceleme başarı şansını artırıyor

Bazı durumlarda sperm faktörü de tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında rol oynayabilmektedir. Bu durumun aşılması için IMSI denilen yöntem ile spermler 6000-8000 kez büyütülerek yapısal olarak en iyi spermlerin seçilmesi gebelik oranlarının iyileştirilmesi açısından fayda sağlayabilmektedir. Son dönemde sperm seçimi için daha yeni bir yöntem olan FERTILECHIP kullanılmakta olup, spermin içeriği en iyi olanları seçmeye fırsat tanıyarak gebelik oranlarını artırabileceği öngörülmektedir. Başarısızlıkla sonuçlanan tüp bebek denemelerinde, hastanın tedaviyi tekrar etmesinden çok, çiftlerin detaylı değerlendirilmesi gerekmektedir. Önceki değerlendirmelerde gözden kaçmış olabilecek detayların üzerinden dikkatlice geçilip, uygun yardımcı tedavilerin uygulanması esastır.

Bu önerileri dikkate alın

  • Bu sürecin son derece doğal olduğunu, sabır ve dikkat gerektirdiğini unutmayın
  • Merkez ve doktor seçimini yaparken yeterli araştırmayı yaptığınızdan emin olun
  • Stres faktörü çok önemli olduğu için daima pozitif olun; yoga, nefes teknikleri gibi stresten arınma yöntemlerini deneyin
  • Doktorunuzun önerilerinin dışına çıkmayın
  • Sağlıklı beslenin, düzenli fiziksel aktiviteye ve kaliteli uykuya özen gösterin

Metabolizmanızı Canlandırın

4 Tem 2017 Apex Cerrahi

Pek çok insan gün içinde yoğunluktan, unutkanlıktan ya da farklı sıvı içecekleri sık tükettiği için yeterli su tüketemiyor. Ancak uygun miktarda su tüketimi böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere bütün organlar için hayati önem taşıyor. Az su içilmesi ise kilo alımından ciddi hastalıklara kadar pek çok olumsuz tabloya neden olabiliyor.

Her derde deva

Canlıların yaşayabilmesi için hayati öneme sahip olan su, bütün biyolojik yaşamı ve faaliyetleri ayakta tutmaktadır. Yeryüzündeki suyun sadece %3’ü tatlı su kaynaklarıdır. Bu tatlı su kaynaklarının da büyük bir çoğunluğu buzullarda bulunmaktadır.  Biyolojik bir çözücü olan su vitamin ve minerallerin vücutta taşınmasını ve çözülmesini sağlamaktadır. Yeterli ve sağlıklı su tüketilmemesi başta böbrekler olmak üzere, kalp, karaciğer gibi organlarda hayati olumsuzluklara yol açarken, vücut ısısında dengesizlikler, ciltte kuruluk, hazımsızlık, baş ağrısı ve unutkanlığa neden olabilmektedir.

Başka içecekleri suya tercih etmeyin

Hayati fonksiyonların sağlıklı bir şekilde yerine getirilebilmesi için yeterli miktarda suyun tüketilmesi gerekmektedir. Günde 8-9 bardak veya 2-2,5 litre su tüketmek vücudun su ihtiyacını karşılamaktadır. Suyun tadını sevmeyenler ya da mide bulantısı yaşayanlar; dilimlenmiş meyve dilimleri veya havuz, kereviz gibi sebzelerde suyu tatlandırabilirler. Çay, kahve gibi içecekler vücuttan su atımını artırdığı için suyun yerine konmamalıdır.

Böbreklerinizi su ile besleyin

Besinsiz günlerce yaşanabilirken susuz ancak birkaç gün yaşanabilmektedir. Yeterli su tüketmemenin en önemli etkisi su ile beslenen böbreklerde görülmektedir. Vücutta oluşan üre, Kreatin, ürik asit gibi zararlı maddeler su ile seyreltilip böbreklerden atılmaktadır. Yeterli su miktarının olmaması idrar akımını yavaşlattığı için idrar yolu iltihapları ve böbrek taşları ilerleyen durumlarda ise böbrek yetmezlikleri oluşabilmektedir. Afrika gibi temiz su kaynaklarına ulaşmanın zor olduğu ülkelerde en sık görülen rahatsızlıkların başında böbrek hastalıkları gelmektedir.

SİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ ?

+